Üçüncü Pencere Sendromu (SSCD) Nedir? Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi
Kendi sesinizi kulağınızda aşırı yüksek mi duyuyorsunuz? Yüksek ses, öksürme, hapşırma veya ıkınma sizde baş dönmesine mi yol açıyor? Bu yakınmaların nedenlerinden biri üçüncü pencere sendromu olabilir.
Bu tablonun en iyi bilinen şekli, iç kulağın denge organlarından biri olan üst semisirküler kanalı örten kemikte incelme veya açıklık bulunmasıdır. Bu durum üst semisirküler kanal dehissansı olarak adlandırılır; uluslararası literatürde SSCD kısaltması kullanılır.
Ancak önemli bir ayrım vardır: Tomografide kemik açıklığı görülmesi, tek başına hastalık olduğu anlamına gelmez. Bazı kişilerde bu anatomik görünüm bulunmasına rağmen hiçbir belirti olmayabilir.
“Üçüncü pencere” ne anlama gelir?
Sağlıklı iç kulakta ses enerjisinin hareketini düzenleyen oval ve yuvarlak pencere olmak üzere iki doğal açıklık bulunur. Semisirküler kanalı örten kemikte yeni bir açıklık oluştuğunda, ses ve basınç enerjisi normalden farklı bir yöne hareket edebilir. Bu nedenle tabloya “üçüncü pencere” adı verilir.
Bu değişiklik hem işitme hem de denge sistemiyle ilgili belirtilere yol açabilir.
Hangi belirtiler görülebilir?
Üçüncü pencere sendromunda herkeste aynı yakınmalar görülmez. En dikkat çekici belirtiler şunlardır:
Kendi sesini kulakta aşırı yüksek, yankılı veya bozuk duyma (otofoni)
Ayak sesi, çiğneme, göz kırpma ya da göz hareketleri gibi vücut içi sesleri belirgin duyma
Yüksek veya belirli seslerle tetiklenen baş dönmesi
Öksürme, hapşırma, ıkınma veya ağır kaldırmayla ortaya çıkan vertigo
Dengesizlik ya da çevrenin hareket ettiği hissi
Kulakta dolgunluk ve basınç
Nabızla uyumlu kulak sesi (pulsatil tinnitus)
İşitme testinde iletim tipi kaybı düşündüren, fakat orta kulakla açıklanamayan bulgular
Özellikle ses veya basınç değişikliğiyle aynı anda başlayan baş dönmesi, üçüncü pencere açısından dikkatle değerlendirilmelidir.
SSCD tanısı nasıl konulur?
Tanı tek bir teste dayanmaz. Güncel yaklaşım dört temel parçanın birlikte değerlendirilmesini gerektirir:
Belirtiler + güvenilir fizyolojik bulgular + doğru görüntüleme + ayırıcı tanı
Bárány Society ölçütleri de SSCD sendromunun tanısı için semptom, fizyolojik kanıt ve yüksek çözünürlüklü görüntülemenin birlikte bulunmasını ister. Bárány Society tanı uzlaşısı
Ayrıntılı muayene ve odyolojik testler
Öncelikle yakınmaların hangi ses, hareket veya basınç değişikliğiyle başladığı araştırılır. Kulak muayenesi, odyogram, timpanometri, geniş bant timpanometri ve akustik refleksler birlikte değerlendirilir.
Bazen odyogramda hava-kemik aralığı görülmesine rağmen kulak zarı ve orta kulak normaldir. Böyle bir durumda otoskleroz veya orta kulak hastalıklarının yanında üçüncü pencere mekanizması da düşünülmelidir.
Göz hareketleri, vHIT ve fHIT
Ses veya basınçla ortaya çıkan göz hareketleri tanıya önemli katkı sağlayabilir. VNG ya da video gözlük kayıtları yalnız cihazın otomatik raporuna göre değil; kayıt kalitesi, tekrarlanabilirlik ve hastanın klinik bulgularıyla birlikte yorumlanmalıdır.
Altı kanallı vHIT, semisirküler kanalların ve vestibülo-oküler refleksin değerlendirilmesini sağlar. Ancak SSCD bulunan bir hastada vHIT normal olabilir; bu nedenle tek başına hastalığı göstermez veya dışlamaz.
fHIT ise baş hareketi sırasında görsel hedefleri seçebilme becerisini ölçerek işlevsel görsel stabilizasyon hakkında bilgi verir. Gerektiğinde statik posturografi de denge sisteminin günlük yaşamdaki etkisini değerlendirmeye yardımcı olur.
VEMP tek başına yeterli midir?
Hayır. cVEMP eşiklerinin düşük, oVEMP amplitüdlerinin yüksek olması üçüncü pencere mekanizmasını destekleyebilir. Fakat sonuçlar kullanılan cihazdan, kalibrasyondan, elektrot yerleşiminden, kas aktivitesinden ve laboratuvarın referans değerlerinden etkilenebilir.
Bu nedenle VEMP tek başına kesin tanı koydurmaz ve yalnız VEMP sonucuna göre ameliyat kararı verilmez. Sonuç mutlaka odyolojik, vestibüler ve radyolojik bulgularla karşılaştırılmalıdır.
Temporal kemik BT nasıl değerlendirilmelidir?
Üst semisirküler kanaldaki kemik açıklığını göstermek için ince kesitli, yüksek çözünürlüklü temporal kemik BT kullanılır. Görüntülerin kanalın düzlemine uygun özel rekonstrüksiyonlarla incelenmesi gerekir.
Uygun olmayan çekim veya kalın kesitler, çok ince kemiği gerçek bir açıklık gibi gösterebilir. Bu nedenle raporda “dehissans” yazması tek başına SSCD sendromu tanısı değildir. Klinik yakınmalar ve testler görüntülemeyle aynı tarafı ve aynı mekanizmayı göstermelidir. BT’nin anatomik açıklığı klinik sendromdan daha sık gösterebildiği bilimsel çalışmalarda da vurgulanmaktadır. SSCD değerlendirmesindeki güncel tartışmalar
Hangi hastalıklarla karışabilir?
Üçüncü pencere sendromu; otoskleroz, östaki tüpü sorunları, perilenf fistülü, Ménière hastalığı, vestibüler migren, BPPV ve bazı basınç bozukluklarıyla karışabilir. Bu nedenle yalnız baş dönmesi, kulak dolgunluğu veya tomografi bulgusuyla karar verilmemelidir.
Tedavisi var mıdır?
Evet; ancak her hastanın tedavisi aynı değildir.
Tomografide açıklık görülen fakat belirgin yakınması olmayan kişilerde genellikle ameliyat gerekmez. Hafif yakınmalarda tetikleyici yüksek seslerden ve aşırı basınç oluşturan hareketlerden korunma, işitmenin izlenmesi ve uygun hastalarda vestibüler rehabilitasyon düşünülebilir.
Belirtiler günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyorsa ve klinik, odyolojik, vestibüler ve radyolojik bulgular birbiriyle uyumluysa cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Cerrahide çoğunlukla ilgili kanalın kapatılması veya açıklığın onarılması amaçlanır. Karar, yalnız BT görüntüsüne bakılarak değil, hastanın bütün bulguları değerlendirilerek verilmelidir. Johns Hopkins SCDS bilgisi
Sonuç
Üçüncü pencere sendromu hem işitme hem de denge sistemini etkileyebilen ve başka kulak hastalıklarını taklit edebilen özel bir tablodur. En sık yapılan hata, tek bir BT veya test sonucundan kesin tanıya gitmektir.
Doğru değerlendirme; ayrıntılı hasta öyküsü, kapsamlı odyolojik inceleme, göz hareketleri, altı kanallı vHIT, fHIT, gerektiğinde posturografi ve doğru teknikle çekilmiş temporal kemik BT’nin birlikte yorumlanmasına dayanır. Amaç yalnız kemikteki açıklığı görmek değil, bu açıklığın hastanın yakınmalarını gerçekten açıklayıp açıklamadığını belirlemektir.
Bilgilendirme: Bu yazı genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır; kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.