KBB & Baş Boyun Cerrahisi

Damarsal Bozukluklar Ve Tinnitus İlişkisi

Damarsal (Vasküler) Kulak Çınlaması (Tinnitus)

Damarsal Bozukluklar ve Kulak Çınlaması Arasındaki İlişki

Kulak çınlaması (tinnitus), yalnızca iç kulak veya işitme siniri hastalıklarından kaynaklanan bir belirti değildir. Bazı hastalarda çınlamanın temel nedeni, baş ve boyun bölgesindeki atar damar (arter) veya toplar damar (venöz) sistemini ilgilendiren dolaşım bozuklukları olabilir. Bu tablo damarsal (vasküler) tinnitus olarak adlandırılır.

Damarsal tinnitus, diğer tinnitus türlerinden farklı klinik özellikler gösterebilir. Bazı hastalar sesi kalp atımları ile uyumlu nabız tarzında (pulsatil tinnitus) hissederken, bazıları ise sürekli uğultu (hum) şeklinde tarif eder. Daha da önemlisi, bazı damarsal bozukluklar doğrudan ses oluşturmasa bile, beyindeki işitsel ağları etkileyerek mevcut subjektif tinnitusun şiddetini artırabilir.

Bu nedenle damarsal tinnitus yalnızca "nabız sesi" olarak değerlendirilmemeli; damar sistemi, işitsel sinir yolları ve beynin işitsel merkezleri birlikte ele alınmalıdır.

Damarsal Tinnitus Nedir?

Damarsal tinnitus; baş ve boyun bölgesindeki damar yapılarında meydana gelen kan akımı değişiklikleri, türbülans veya dolaşım bozuklukları sonucunda ortaya çıkan kulak çınlamasıdır.

Oluşan ses bazen gerçekten damar içindeki kan akımından kaynaklanırken, bazen de damar kaynaklı dolaşım değişikliklerinin işitsel sinir yolları ve beyin üzerindeki etkileri sonucunda gelişebilir.

Genel olarak damarsal tinnitus üç farklı klinik görünümde karşımıza çıkar:

  • Pulsatil tinnitus: Kalp atımları ile senkronize, ritmik ve nabız tarzında hissedilen çınlama.
  • Hum tipi tinnitus: Daha düşük frekanslı, sürekli uğultu şeklinde algılanan ses.
  • Subjektif tinnitusun şiddetlenmesi: Damarsal dolaşım bozukluğunun doğrudan ses oluşturmamasına rağmen mevcut tinnitusun belirginleşmesi.

Bu farklılıkların doğru değerlendirilmesi, altta yatan nedenin belirlenmesi açısından büyük önem taşır.

Damarsal Tinnitus Neden Önemlidir?

Damarsal tinnitus, diğer tinnitus nedenlerinden farklı olarak bazı hastalarda tedavi edilebilir damar hastalıklarının ilk belirtisi olabilir.

Özellikle;

  • venöz sinüs darlıkları,
  • juguler ven anomalileri,
  • karotis arter hastalıkları,
  • arteriyovenöz malformasyonlar,
  • dural arteriovenöz fistüller,
  • kafa içi basınç artışı

gibi durumlar damarsal tinnitus ile ilişkili olabilir.

Bu nedenle damarsal tinnitus şüphesi bulunan hastalarda yalnızca kulak değil; damar sistemi, nörolojik yapı ve dolaşım mekanizması birlikte değerlendirilmelidir.

Damarsal Tinnitusun Başlıca Nedenleri

Damarsal tinnitusun nedenleri genel olarak dört ana grupta incelenebilir.

Venöz (Toplardamar) Kaynaklı Nedenler

Günümüzde damarsal tinnitusun en sık nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Özellikle;

  • Transvers sinüs stenozu
  • Sigmoid sinüs stenozu
  • Juguler ven anomalileri
  • Juguler venöz reflü
  • Venöz dolaşım bozuklukları

bu grupta yer alır.


Arteriyel (Atardamar) Kaynaklı Nedenler

Daha çok türbülanslı kan akımına bağlı gelişir.

Başlıca nedenleri;

  • Karotis arter hastalıkları
  • Vertebral arter patolojileri
  • Temporal arter kaynaklı dolaşım değişiklikleri
  • Anevrizmalar

olarak sıralanabilir.


Beyin Damar Anomalileri

Bazı doğumsal veya sonradan gelişen damar anomalileri de damarsal tinnitus nedeni olabilir.

Bunlar arasında;

  • Arteriyovenöz malformasyonlar (AVM)
  • Dural arteriovenöz fistüller
  • Venöz gelişim anomalileri
  • Damar genişlemeleri

yer almaktadır.


Sistemik Dolaşım Bozuklukları

Bazı sistemik hastalıklar damar içindeki kan akımını değiştirerek tinnitus gelişimine katkıda bulunabilir.

Örneğin;

  • Hipertansiyon
  • Polisitemi
  • Ağır anemi
  • Tiroid hastalıkları
  • Kalp debisinin arttığı durumlar

damarsal tinnitus oluşumunda rol oynayabilir.

Venöz (Toplardamar) Kaynaklı Damarsal Tinnitus

Son yıllarda yapılan çalışmalar, damarsal tinnitusun en sık nedenlerinden birinin kafa içi venöz dolaşım bozuklukları olduğunu göstermektedir.

Beynin kullandığı kan, venöz sinüsler ve juguler venler aracılığıyla kafa dışına taşınır. Bu sistemde meydana gelen darlıklar, gelişimsel anomaliler veya kan akımını bozan yapısal değişiklikler türbülansa neden olarak kulakta nabız sesi veya uğultu şeklinde hissedilen çınlamaya yol açabilir.

Özellikle;

  • transvers sinüs,
  • sigmoid sinüs,
  • juguler ven

düzeyindeki patolojiler, venöz kaynaklı damarsal tinnitusun en sık nedenleri arasında yer almaktadır.


Venöz Tinnitusta Klinik Bulgular

Venöz kaynaklı damarsal tinnitus yalnızca nabız sesi şeklinde görülmez.

Hastalarda;

  • Kalp atımları ile uyumlu ritmik ses,
  • Sürekli uğultu (hum),
  • Pozisyonla değişen çınlama,
  • Baş hareketleri ile artan veya azalan ses,
  • Boyun venlerine hafif bası ile değişebilen tinnitus

gibi farklı klinik tablolar görülebilir.

Bu nedenle yalnızca tinnitusun karakteri değil, ayrıntılı hasta öyküsü ve klinik muayene de tanıda büyük önem taşımaktadır.

 

 

Arteriyel (Atardamar) Kaynaklı Damarsal Tinnitus

Venöz dolaşım bozukluklarının yanı sıra, atardamar sistemini ilgilendiren bazı hastalıklar da damarsal tinnitusun nedeni olabilir. Arteriyel kaynaklı tinnitus, genellikle damar içerisindeki yüksek akım, türbülans veya damar duvarındaki yapısal değişiklikler sonucunda ortaya çıkar.

En sık görülen arteriyel nedenler arasında;

  • Karotis (şah) arter hastalıkları
  • Vertebral arter patolojileri
  • Temporal arter kaynaklı dolaşım değişiklikleri
  • Anevrizmalar
  • Arteriyovenöz malformasyonlar (AVM)
  • Dural arteriovenöz fistüller

yer almaktadır.

Arteriyel kökenli tinnitus çoğunlukla kalp atımları ile senkronize (pulsatil) karakterdedir. Ancak her nabız tarzındaki kulak çınlamasının arteriyel kaynaklı olduğu düşünülmemelidir.

Boyun Damarları ve Kulak Çınlaması

Geçmiş yıllarda kulak çınlamasının nedeni olarak özellikle vertebrobaziler sistem sıkça suçlanmıştır. Ancak günümüzde, bu damarların tek başına tinnitus nedeni olduğu durumların oldukça nadir olduğu bilinmektedir.

Vertebral arterler sağ ve solda çift olarak bulunur ve beyin tabanında birbirleriyle bağlantı oluşturarak dolaşımı destekler. Bu nedenle tek taraflı hafif darlıkların çoğu zaman kulak çınlamasına neden olmadığı kabul edilmektedir.

Damarsal tinnitus değerlendirilirken yalnızca damar çapına değil, kan akımının özelliklerine, klinik bulgulara ve diğer görüntüleme sonuçlarına birlikte bakılmalıdır.


Karotis (Şah) Arteri ve Damarsal Tinnitus

Boynun ön kısmında yer alan karotis arterler, beyne giden kanın büyük bölümünü taşıyan ana damarlardır. Bu damarlarda oluşan bazı yapısal değişiklikler veya türbülanslı kan akımı, kulakta nabız sesi şeklinde hissedilen tinnitusa neden olabilir.

Karotis arter kaynaklı tinnitus daha çok;

  • damar duvarındaki düzensizlikler,
  • damar genişlemeleri,
  • yüksek akım durumları,
  • kontrolsüz hipertansiyon

ile ilişkilidir. Her karotis arter darlığının tinnitus oluşturmadığı, benzer şekilde her tinnitusun da karotis arter hastalığından kaynaklanmadığı unutulmamalıdır.

Temporal Arter Kaynaklı Tinnitus

Şakak bölgesinden geçen temporal arter, özellikle ince yapılı kişilerde veya yüksek tansiyon gibi durumlarda nabız tarzında hissedilen sese neden olabilir.

Bu ses çoğunlukla;

  • gece sessiz ortamda,
  • baş yastığa temas ettiğinde,
  • tansiyonun yükseldiği dönemlerde

daha belirgin hale gelebilir.

Bu tablo çoğu zaman ciddi bir damar hastalığını göstermez; ancak klinik değerlendirme ile diğer nedenlerden ayırt edilmelidir.

Juguler Bulb ve Sigmoid Sinüs Kaynaklı Tinnitus

Kulak arkasına komşu olan juguler bulb ve sigmoid sinüs, beynin venöz dolaşımında önemli görev üstlenen yapılardır.

Bu bölgelerde görülen anatomik farklılıklar, kemik yapıdaki incelmeler veya kronik orta kulak hastalıklarına bağlı kemik kayıpları sonucunda damar sesleri daha belirgin duyulabilir.

Bazı hastalarda bu durum uğultu veya nabız tarzında damarsal tinnitus şeklinde hissedilebilir.


Beyin Damar Anomalileri

Damarsal tinnitusun daha nadir görülen nedenleri arasında beyin damar anomalileri de yer alır.

Özellikle;

  • arteriyovenöz malformasyonlar (AVM),
  • dural arteriovenöz fistüller,
  • venöz gelişim anomalileri,
  • bazı damar genişlemeleri

kan akımında türbülans oluşturarak damarsal tinnitus gelişimine neden olabilir.

Ancak her damar anomalisi klinik olarak anlamlı değildir. Görüntüleme bulgularının mutlaka hastanın yakınmaları ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Labirent Arteri ve Vasküler Loop

İç kulaktan çıkan işitme (koklear) ve denge (vestibüler) sinirleri, beyin sapına ulaşmadan önce iç işitsel kanal (internal akustik kanal) içerisinde birlikte seyreder. Bu dar kemik kanal içinde labirent arteri ve diğer damar yapılarının işitme siniri ile yakın komşuluğu veya teması vasküler loop olarak tanımlanır.

Bazı olgularda damar ile sinir arasındaki temas veya bası, işitme sinirinin fonksiyonunu etkileyerek kulak çınlamasına neden olabilir ya da mevcut tinnitusun şiddetini artırabilir. Ancak bu durum her zaman klinik anlam taşımaz.

Manyetik Rezonans (MR) incelemelerinde vasküler loop bulgusu sık karşılaşılan anatomik bir varyasyon olabilir. Bu nedenle radyoloji raporunda vasküler loop görülmesi, tek başına kulak çınlamasının nedeni olduğu anlamına gelmez.

Önemli olan; damar ile işitme siniri arasındaki ilişkinin derecesi, temasın lokalizasyonu ve bunun hastanın klinik bulguları ile uyum göstermesidir. Sinirin yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünü etkilemeyen damar-sinir komşulukları çoğu zaman normal anatomik varyasyon olarak değerlendirilir.

Bu nedenle yalnızca klasik MR bulgularına dayanılarak vasküler loopun tinnitus nedeni olduğu kabul edilmemelidir. Gereksiz tedavi kararlarından kaçınmak için görüntüleme bulguları; ayrıntılı klinik değerlendirme, odyolojik incelemeler ve gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleri ile birlikte yorumlanmalıdır.


Damarsal Tinnitusun Değerlendirilmesi

Damarsal tinnitusun tanısında tek bir tetkik yeterli değildir. Hastanın ayrıntılı öyküsü, Kulak Burun Boğaz muayenesi, odyolojik değerlendirmeler ve Tinnometer incelemesi tanısal sürecin temelini oluşturur.

Klinik gerekliliğe göre başvurulan görüntüleme yöntemleri; damar yapılarının anatomik özelliklerini, venöz dolaşımı, kan akımındaki değişiklikleri ve uygun hastalarda işitsel sistemle ilişkili fonksiyonel bulguları değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu amaçla MR, MR Venografi (MRV), 4D TWIST ve Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Hiçbir tetkik tek başına tanı koydurucu değildir. Doğru tanıya ulaşabilmek için tüm klinik, odyolojik ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilmelidir.

İleri Görüntüleme Yöntemleri ve Damarsal Tinnitus

Damarsal tinnitusun değerlendirilmesinde klasik görüntüleme yöntemleri her zaman yeterli bilgi sağlamayabilir. Hastanın klinik bulgularına göre, damar yapılarının anatomik özellikleri, venöz dolaşım, kan akımındaki değişiklikler ve gerektiğinde işitsel sistemle ilişkili fonksiyonel bulguların değerlendirilmesi amacıyla ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Bu amaçla Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), beyin ve iç kulağın anatomik yapılarının değerlendirilmesinde; MR Venografi (MRV), kafa içi venöz sistem ve venöz dolaşım bozukluklarının incelenmesinde; 4D TWIST, damar yapıları ile kan akımının dinamik özelliklerinin değerlendirilmesinde; Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) ise uygun hastalarda işitsel beyin ağlarındaki fonksiyonel değişikliklerin araştırılmasında kullanılabilir. Bu incelemeler, damarsal tinnitusun olası nedenlerinin ortaya konulmasına ve uygun tedavi yaklaşımının planlanmasına önemli katkılar sağlar.

Ancak hiçbir görüntüleme yöntemi tek başına tanı koydurucu değildir. Görüntüleme bulguları; hastanın ayrıntılı öyküsü, Kulak Burun Boğaz muayenesi, odyolojik değerlendirmeler, Tinnometer incelemesi ve diğer klinik bulgularla birlikte yorumlanmalıdır.

Bu bütüncül değerlendirme yaklaşımı, damarsal tinnitusun oluşum mekanizmasının daha doğru anlaşılmasına ve hastaya en uygun tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur.

Damarsal Tinnitus Tedavisi

Damarsal tinnitus tedavisinde temel amaç, çınlamayı baskılamak değil, altta yatan damar patolojisini doğru şekilde belirlemek ve mümkün olduğunca nedene yönelik tedavi uygulamaktır.

Tedavi planı; hastanın klinik bulguları, odyolojik incelemeleri, görüntüleme sonuçları ve eşlik eden hastalıkları birlikte değerlendirilerek kişiye özel olarak oluşturulur.

Tedavi seçenekleri arasında;

  • yaşam tarzı düzenlemeleri,
  • medikal tedaviler,
  • altta yatan sistemik hastalıkların tedavisi,
  • uygun hastalarda girişimsel nöroradyolojik yaklaşımlar

yer alabilir.

Özellikle venöz sinüs stenozu saptanan ve ileri değerlendirmelerde darlığın tinnitus ile ilişkili olduğu gösterilen seçilmiş hastalarda, venöz sinüs stentleme tedavisi önemli bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Bu işlem, deneyimli girişimsel nöroradyoloji ekipleri tarafından uygun hasta seçimi yapıldıktan sonra uygulanmalıdır.

Ancak her venöz darlık stent gerektirmez ve her damarsal tinnitus hastası bu tedavi için uygun değildir. Girişimsel tedavi kararı; klinik değerlendirme, görüntüleme bulguları ve multidisipliner yaklaşım doğrultusunda verilmelidir.

Damarsal tinnitus, tedavi edilebilen tinnitus nedenleri arasında yer alabilir. Ancak başarılı bir tedavi için en önemli basamak, çınlamaya neden olan damar patolojisinin doğru tanımlanması ve uygun hastalarda kişiye özel tedavi planının oluşturulmasıdır. Bu nedenle damarsal tinnitus şüphesi bulunan hastaların, bu konuda deneyimli ekipler tarafından kapsamlı olarak değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Damarsal Tinnitus Konusunda Bilimsel Çalışmalarımız

Damarsal (vasküler) tinnitus, özellikle venöz dolaşım bozuklukları, juguler venöz reflü, venöz sinüs stenozları ve nadir görülen damarsal nedenler üzerine uzun yıllardır sürdürdüğümüz klinik çalışmaların önemli araştırma alanlarından birini oluşturmaktadır.

Bu alandaki klinik deneyimlerimiz ulusal ve uluslararası bilimsel kongrelerde sunulmuş, hakemli dergilerde yayımlanmış ve damarsal tinnitusun tanı ve tedavisine yönelik bilimsel literatüre katkı sağlamıştır.


Ulusal Bilimsel Kongre Sunumumuz

Yaşam kalitesini belirgin düzeyde etkileyen 1127 tinnitus hastasını kapsayan klinik çalışmamızda; ayrıntılı klinik değerlendirme, odyolojik incelemeler, Tinnometer analizleri ve gerekli olgularda ileri görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilmiştir.

Bu çalışmada 370 hastada venöz sistem patolojisi, bunların 223'ünde ise yaklaşık %60 düzeyinde venöz sinüs stenozu saptanmıştır. Bulgularımız, özellikle nedeni açıklanamayan veya tedaviye dirençli tinnitus olgularında venöz dolaşım bozukluklarının araştırılmasının tanısal açıdan önemli katkılar sağlayabileceğini ortaya koymuştur.

Bu çalışma aşağıdaki bildiri olarak sunulmuştur:

Şirin AA. Kranial Venöz Dönüş Anomalileri ve Tinnitus İlişkisi.
40. Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi, Antalya, 8–11 Kasım 2018. Sunum No: 052.


Seçilmiş Uluslararası Bilimsel Yayınlarımız

Damarsal tinnitusun tanısı, venöz dolaşım bozuklukları ve nadir görülen vasküler nedenlere ilişkin çalışmalarımız uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmıştır.

  • Şirin AA ve ark. An Unknown Type of Tinnitus Induced by Valsalva: Practical Diagnosis with 4D MR Angiography.
  • Şirin AA ve ark. An Unusual Case of Pulsatile Tinnitus Caused by an Aberrant Artery at the Tympanic Membrane.
  • Şirin AA ve ark. Is There Any Association Between Jugular Venous Reflux and Nonpulsatile Subjective Tinnitus?

Bilimsel Katkılarımız

Bu çalışmalar; venöz dolaşım bozukluklarının damarsal tinnitus üzerindeki rolü, nadir görülen vasküler nedenlerin tanınması ve ileri görüntüleme yöntemlerinin klinik değerlendirmedeki katkısına odaklanmaktadır. Elde edilen bulgular, damarsal tinnitusun tanısında multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımın önemini desteklemektedir.

Yasal Uyarı

Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya tıbbi danışmanlık yerine geçmez. İşitme kaybı, tinnitus ve diğer kulak hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisi, her hastanın klinik özellikleri doğrultusunda Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı tarafından kişiye özel planlanmalıdır. İçerik, güncel bilimsel literatür doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni bilimsel gelişmeler ışığında gerektiğinde güncellenmektedir.


Telif Hakkı

© Op. Dr. A. Ahmet Şirin | Tüm hakları saklıdır.

Bu sayfadaki metinler, görseller, tablolar, şemalar ve özgün bilimsel değerlendirmeler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. İçeriğin tamamı veya bir bölümü; yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital yayın platformlarında özgün eser niteliğini ortadan kaldıracak şekilde paylaşılamaz.

Bilimsel ve eğitsel amaçlı kısa alıntılar, ilgili mevzuata uygun olmak ve kaynak gösterilmesi koşuluyla yapılabilir.

Bu içerik özgün olarak hazırlanmıştır. İçeriğin tamamı veya önemli bölümleri; yazılı izin alınmaksızın yapay zekâ destekli sistemler, otomatik içerik üretim araçları veya benzeri dijital platformlar aracılığıyla yeniden üretilip yayımlanamaz ya da özgün eser izlenimi verecek şekilde kullanılamaz.

İnfografik: Op. Dr. A. Ahmet Şirin tarafından, güncel uluslararası bilimsel literatür (WHO, NIOSH, OSHA, AAO-HNSF ve hakemli bilimsel yayınlar) esas alınarak hazırlanmıştır. İçerik yalnızca eğitim ve bilgilendirme amacı taşımakta olup tanı ve tedavi yerine geçmez.

 
Bu sayfada yer alan tüm haber ve içeriklerde belirtilen cerrahi veya girişimsel işlemlerin sonuçları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Herhangi bir işleme karar vermeden önce, hekiminizden kapsamlı ve kişisel bir tıbbi değerlendirme almanız tavsiye edilir.
Op. Dr. A. Ahmet Şirin
KBB & Baş Boyun Cerrahisi

Op. Dr. A. Ahmet ŞİRİN

Tinnitus (Kulak Çınlaması) • Vertigo (Baş Dönmesi) • Burun Estetiği • KBB Ameliyatları