Kulak Kireçlenmesi (Otoskleroz) Nedir?
Otoskleroz, halk arasında "kulak kireçlenmesi" olarak bilinen ve orta kulakta bulunan üzengi kemiğinin (stapes) tabanında gelişen anormal kemik yeniden yapılanmasıdır. Bu durum, ses titreşimlerinin iç kulağa iletimini azaltarak ilerleyici işitme kaybına neden olabilir. Bazı hastalarda hastalık yalnızca orta kulakla sınırlı kalırken, bazı olgularda iç kulağı (koklea) da etkileyebilir. Ancak otosklerozun en önemli sonuçlarından biri yalnızca işitme kaybı değil, bazı hastalarda ortaya çıkabilen kulak çınlaması (tinnitus) yakınmasıdır.
Otoskleroz Tinnitus Yapar mı?
Kulak çınlaması (tinnitus), otosklerozu olan hastaların önemli bir kısmında görülebilen yakınmalardan biridir. Ancak en sık yapılan yanlışlardan biri, otoskleroz saptanan her hastadaki tinnitusun yalnızca bu hastalığa bağlanmasıdır.
Gerçekte durum bundan daha karmaşıktır.
Halk arasında "kulak kireçlenmesi" olarak bilinen otoskleroz, orta kulakta bulunan üzengi kemiğinin (stapes) tabanında gelişen anormal kemik yeniden yapılanmasıdır. Bu durum üzengi kemiğinin hareketini kısıtlayarak ses titreşimlerinin iç kulağa iletilmesini zorlaştırır ve zamanla iletim tipi işitme kaybına neden olabilir.
Bazı hastalarda hastalık yalnızca orta kulakla sınırlı kalırken, bazı olgularda iç kulağın (koklea) da etkilenmesiyle koklear otoskleroz gelişebilir. Bu durumda yalnızca ses iletimi değil, iç kulağın işitsel fonksiyonları da etkilenebilir.

Otosklerozda Tinnitus Nasıl Oluşur?
Uzun yıllar boyunca tinnitusun yalnızca orta kulaktaki mekanik değişikliklerden kaynaklandığı düşünülmüştür. Günümüzde ise bu görüş önemli ölçüde değişmiştir.
Otoskleroz nedeniyle üzengi kemiğinin hareketi azaldığında, iç kulağa ulaşan ses enerjisi de azalır. Bunun sonucunda işitme siniri aracılığıyla beyne ulaşan işitsel bilgi miktarı düşer.
Beyin ise azalan bu işitsel girdiye uyum sağlamaya çalışırken işitsel ağlarda nöroplastik değişiklikler gelişebilir. Bazı sinir hücreleri normalden daha fazla uyarılabilir, nöral senkronizasyon değişebilir ve kişi dışarıdan herhangi bir ses olmamasına rağmen kulak çınlaması algılayabilir.
Bu nedenle günümüzde tinnitus, yalnızca kulağın değil; kulak ile beyin arasındaki işitsel sistemin ortak ürünü olarak değerlendirilmektedir.
Otosklerozdan Tinnitusa Giden Süreç
Otoskleroz
⬇
Ses iletimi azalır
⬇
İç kulağa ulaşan işitsel uyarı azalır
⬇
İşitme sinirine iletilen sinyal azalır
⬇
Beyinde nöroplastik değişiklikler gelişir
⬇
İşitsel ağlarda nöral senkronizasyon bozulabilir
⬇
Kulak çınlaması (Tinnitus)
Her Otoskleroz Hastasında Tinnitus Görülür mü?
Hayır.
Otosklerozu olan her hastada kulak çınlaması gelişmez. Aynı şekilde kulak çınlaması olan her hastanın nedeni de otoskleroz değildir.
Klinik pratiğimizde bazen otoskleroz ve tinnitus aynı hastada birlikte bulunabilir; ancak birbirinden tamamen bağımsız mekanizmalarla ortaya çıkmış olabilir. Bu nedenle görüntüleme yöntemlerinde veya işitme testlerinde otoskleroz saptanması, çınlamanın tek nedeninin bu hastalık olduğu anlamına gelmez.
Başarılı değerlendirme için işitme kaybı ve tinnitus ayrı ayrı ele alınmalı, her ikisinin de altta yatan biyolojik mekanizması araştırılmalıdır.
Güncel Tedavi Yaklaşımı
Otoskleroz tedavisi hastalığın yerleşimine, işitme kaybının derecesine ve hastanın klinik bulgularına göre planlanır.
Orta kulakla sınırlı otosklerozda uygun hastalarda uygulanan stapedotomi (stapes cerrahisi) ile ses iletimi yeniden sağlanabilir ve işitme önemli ölçüde düzelebilir. İşitmenin düzelmesiyle birlikte bazı hastalarda kulak çınlamasında da belirgin azalma görülebilir.
Cerrahi uygulanmayan veya cerrahi için uygun olmayan hastalarda işitme cihazları, işitsel uyarıyı artırarak hem işitme kaybının rehabilitasyonuna hem de bazı hastalarda tinnitusun daha az hissedilmesine katkı sağlayabilir.
İşitme kaybına bağlı olarak beyindeki işitsel ağlarda gelişen nöroplastik değişikliklerin ön planda olduğu seçilmiş hastalarda ise, ayrıntılı değerlendirme sonrasında tekrarlayıcı Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (rTMS) gibi nöromodülasyon yöntemleri de tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebilir.
Tedavi seçimi her zaman hastanın klinik özelliklerine göre kişiye özel planlanmalıdır.
Sonuç
Kulak kireçlenmesi (otoskleroz), kulak çınlamasının nedenlerinden yalnızca biridir. Günümüzde tinnitusun oluşumu, orta kulaktaki mekanik değişikliklerden çok daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir.
Başarılı yaklaşım; yalnızca otoskleroz tanısını koymak değil, işitme kaybı, iç kulak fonksiyonları ve beyindeki işitsel ağlarda gelişen değişiklikleri birlikte değerlendirerek tinnitusun gerçek biyolojik mekanizmasını ortaya koyabilmektir.
Çünkü doğru tedavi, hastalığın adını değil; kulak çınlamasını oluşturan mekanizmayı hedeflediğinde daha anlamlı sonuçlar verebilir.
Yasal Uyarı
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya tıbbi danışmanlık yerine geçmez. İşitme kaybı, tinnitus ve diğer kulak hastalıklarının değerlendirilmesi ve tedavisi, her hastanın klinik özellikleri doğrultusunda Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı tarafından kişiye özel planlanmalıdır. İçerik, güncel bilimsel literatür doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni bilimsel gelişmeler ışığında gerektiğinde güncellenmektedir.
Telif Hakkı
© Op. Dr. A. Ahmet Şirin | Tüm hakları saklıdır.
Bu sayfadaki metinler, görseller, tablolar, şemalar ve özgün bilimsel değerlendirmeler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. İçeriğin tamamı veya bir bölümü; yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital yayın platformlarında özgün eser niteliğini ortadan kaldıracak şekilde paylaşılamaz.
Bilimsel ve eğitsel amaçlı kısa alıntılar, ilgili mevzuata uygun olmak ve kaynak gösterilmesi koşuluyla yapılabilir.
Bu içerik özgün olarak hazırlanmıştır. İçeriğin tamamı veya önemli bölümleri; yazılı izin alınmaksızın yapay zekâ destekli sistemler, otomatik içerik üretim araçları veya benzeri dijital platformlar aracılığıyla yeniden üretilip yayımlanamaz ya da özgün eser izlenimi verecek şekilde kullanılamaz.
İnfografik: Op. Dr. A. Ahmet Şirin tarafından, güncel uluslararası bilimsel literatür (WHO, NIOSH, OSHA, AAO-HNSF ve hakemli bilimsel yayınlar) esas alınarak hazırlanmıştır. İçerik yalnızca eğitim ve bilgilendirme amacı taşımakta olup tanı ve tedavi yerine geçmez.